Amsterdam Gezi Rehberi

Hemen harekete geçin ve

Yeni Yazılarımdan Anında Haberdar Olmak İçin Üye Ol!

Amsterdam Gezilecek Yerler

Amsterdam…
Avrupa’da en en sık gittiğim ve en sevdiğim şehir. Amsterdam gezilecek yerler ile ilgili benden tavsiye isteyen insanların bana en sık kurdukları cümleler  şöyle:

Gibi gibi… Daha çok aşırı merak içinde olduklarını hissettiğim yorumlar, sorular ve bilinmezlikten kaynaklı endişeler duyuyorum hep. Belki sizin de kafanızda bu ve daha fazla soru işareti var. Ama şanslısınız çünkü burada tamamen Amsterdam’ın bana ne hissettirdiğinden bahsedeceğim.

Açıkça şunu söylemeliyim ki Amsterdam Avrupa’da gördüğüm en güvenli şehirlerden bir tanesi, hatta belki de en güvenlisi. Hala ben bile her gittiğimde “Yaw bu kadar fazla turist çeken bir şehir, her şey serbest, bazen deli kalabalık, peki adamlar bu güven matematiğini nasıl sağlıyorlar yahu? İnsanlar ülkeye giriş yaparken hiçbir talimat almadıkları halde kurallara nasıl bu kadar uygun hareket edebiliyorlar?” sorusunu soruyorum. Çünkü kimse kimseye ne bulaşıyor, ne laf atıyor… Şu ana kadar bir tane bile uygunsuz hareket içinde bulunan bir insan görmedim. Sanki görünmezim…. Herkes birbiri için görünmez. En merak edilen Red Light, sanıldığı gibi gizli veya güvensiz bir yer hiç değil. Aksine bölgede şimdiye dek bebek arabalarıyla dolaşan yüzlerce çift gördüm. Bölgede gündüz veya gece saatlerce dolaştım, dünya üzerindeki benzerlerinin aynısı yüzlerce restoran, kafe ve bar var… Sıradan bir yerde takılıyormuş hissiyatından başka hiçbir şey hissettirmiyor ön yargılı gitmezseniz. En çok merak edilen bir nokta daha, bizde yasal olmayan maddelerin kullanımı serbest ama siz böyle şeylere ilgi duymadığınız sürece etrafta onların kullanıldığının farkında bile olmazsınız. (Yerlerde sürünen veya kavga eden insanlar hiçç görmedim emin olun.) En fazla bazı maddelerin kokularını duyarsınız. Yasaklı maddeler sağlığa oldukça zararlıdır, bunu unutmayın sakın! 

Amsterdam, 17. yy’dan kalma bir Avrupa şehri ve Hollanda’nın başkenti. Her sene dünyanın dört bir yanından deli sayıda turist alan ve kendine has binaları, parkları, lale bahçeleri, kanalları, tarihi mimarisi, yel değirmenleri ile içinde keşfedilecek çok fazla güzellik barındıran dingin ve huzurlu bir şehir. Hazırladığım Amsterdam gezi rehberi ile tüm bunları keşfedebileceksiniz.

Haydi gelin bu güzelliği beraber keşfedelim. Siz de

Çiğdem'in Favorileri

Van Gogh Müzesi

Van Gogh Müzesi, yüzlerce Van Gogh tablosunun yanı sıra diğer çağdaş ressamların çalışmalarına da ev sahipliği yapıyor.

Vondelpark

Eveeet geldik bana “Amsterdam’ı neden bu kadar çok seviyorsun sen?” sorunuzun cevaplarından birine. Tabi ki Vondelpark. Amsterdam’da aslında keyfini çıkartacağınız çok fazla park var ama şehrin en merkezi parkı Vondelpark.

Vondelpark

Detaylı Bilgi

Kanal Turu

Amsterdam’a ilk kez ayak basan birinin ilk yapması gereken aktivite kesinlikle! Şehirde yüzyıllar boyu insanlar ticaret ve ulaşımı kolaylaştırmak için tam 165 kanal oluşturmuşlar. Ama bu sizi korkutmasın. Çünkü kanal turları sayesinde sadece 1-1,5 saatte şehrin birçok ilgi çekici noktasını görme ve fotoğraflama fırsatına sahipsiniz. Eee o zaman haydi sizler için derlediğim kanal turu yazıma tıklayarak ruhunuzu Amsterdam’ın kanallarına bırakın. 🙂

Kanal Turu

Detaylı Bilgi

Bisiklet Kiralamak

Amsterdam deyince aklıma gelen ilk şey bisiklet. Çünkü şehirde arabadan fazla bisiklet kullanımı var dolayısı ile şehirde bisiklet yolları oldukça yaygın. Sadece gençler değil, çocuklu aileler, yaşlılar, işe ve okula gidenler… Herkesin ilk tercihi arabadan ziyade bisiklet. Şimdi kime sorsanız, Amsterdam’a gidince ilk işiniz bisiklet kiralamak olsun der. Fakaat ben tersini söylüyorum, Amsterdam’a ilk kez gidiyorsanız kiralamayın. Nedenini ve çözümünü detaylı linkte anlattım. Aman dikkat. 🙂

Bisiklet Kiralayın

Detaylı Bilgi

Red Light Bölgesi

Amsterdam denince ilk akla gelen yer bana çok fazla sorduğunuz Red Light bölgesi şüphesiz. İşte bu yazımın konusu tam da merak ettiğiniz konu. Red Light’da acaba neler var? Gelin beraber bakalım. Detaylı Red Light yazım için tıklayın.

Red Light Bölgesi

Detaylı Bilgi

Volendam-Edam-Marken

Amsterdam’a gitmişken bir gününüzü mutlaka Amsterdam’a çok yakın olan liman kasabalarına ayırın. Ben de zaten sizin bunu yapmanıza yardım etmek için buradayım. 🙂

Volendam-Edam-Marken

Detaylı Bilgi
Kanal Turu
Amsterdam’a ilk kez ayak basan birinin ilk yapması gereken aktivite kesinlikle! Şehirde yüzyıllar boyu insanlar ticaret ve ulaşımı kolaylaştırmak için tam 165 kanal oluşturmuşlar. Ama bu sizi korkutmasın. Çünkü kanal turları sayesinde sadece 1-1,5 saatte şehrin birçok ilgi çekici noktasını görme ve fotoğraflama fırsatına sahipsiniz. Eee o zaman haydi sizler için derlediğim kanal turu yazıma tıklayarak ruhunuzu Amsterdam’ın kanallarına bırakın. 🙂
1

Van Gogh Müzesi

Van Gogh Müzesi, yüzlerce Van Gogh tablosunun yanı sıra diğer çağdaş ressamların çalışmalarına da ev sahipliği yapıyor.
2

Bisiklet Kiralamak

Amsterdam deyince aklıma gelen ilk şey bisiklet. Çünkü şehirde arabadan fazla bisiklet kullanımı var dolayısı ile şehirde bisiklet yolları oldukça yaygın. Sadece gençler değil, çocuklu aileler, yaşlılar, işe ve okula gidenler… Herkesin ilk tercihi arabadan ziyade bisiklet. Şimdi kime sorsanız, Amsterdam’a gidince ilk işiniz bisiklet kiralamak olsun der. Fakaat ben tersini söylüyorum, Amsterdam’a ilk kez gidiyorsanız kiralamayın. Nedenini ve çözümünü detaylı linkte anlattım. Aman dikkat. 🙂
3

Vondelpark

Eveeet geldik bana “Amsterdam’ı neden bu kadar çok seviyorsun sen?” sorunuzun cevaplarından birine. Tabi ki Vondelpark. Amsterdam’da aslında keyfini çıkartacağınız çok fazla park var ama şehrin en merkezi parkı Vondelpark.
4

Red Light Bölgesi

Amsterdam denince ilk akla gelen yer bana çok fazla sorduğunuz Red Light bölgesi şüphesiz. İşte bu yazımın konusu tam da merak ettiğiniz konu. Red Light’da acaba neler var? Gelin beraber bakalım. Detaylı Red Light yazım için tıklayın.
5

Volendam Edam Marken

Amsterdam’a gitmişken bir gününüzü mutlaka Amsterdam’a çok yakın olan liman kasabalarına ayırın. Ben de zaten sizin bunu yapmanıza yardım etmek için buradayım. 🙂
6

Yapılacaklar

Detayları görmek için başlıklara tıklayın.

Amsterdam’a ilk kez geldiğinizde göreceğiniz ilk yer muhtemelen Dam Meydanı olacaktır. Çünkü şehrin turistik kalp atış merkezi tam da bu nokta. Burası şehrin hem merkezi noktası, hem de çevresinde pek çok tarihi ve turistik yer var. Detaylı Dam Meydanı yazım için tıklayın.

Bu bölgeyi İstanbul’un Cihangir’ine tek benzeten ben miyim? Burası aslında 17. yüzyılda işçi sınıfı ve göçmenler için inşa edilmiş. Şimdilerde ise daha çok hipster ruhluların takıldığı, popüler kafeler, sanat galerileri, küçük antika ve butik dükkanların bulunduğu turistik bir bölge haline gelmiş. Amsterdam’ın bir yerlisi ile konuştuğumda burada daha çok çocuksuz ve genç sanatçı çiftlerin veya öğrencilerin yaşadığını söylemişti. Turistlerin gezi listelerinde muhakkak yer aldığı için çok sakin bir yer diyemeyeceğim ama 3 ana kanalın birbirine bağlandığı bu labirent görünümlü bölgede sevimli bir kanala karşı sevimli bir kafede oturup bir şeyler içmeden dönmeyin.

Hendrick kilisesi, Westerkerk, Anne Frank’in ve ailesinin Yahudi soykırımı zamanı 2 yıl boyunca gizlice yaşadığı ev olan Anne Frank Huis bu bölgede bulunuyor. Anne Frank’ın evi yazım için hemen tıkla.

Amsterdam’da kamp yapmak mı? Nasıl yani? Güvenli mi? Çadırı Türkiye’den mi taşıdın? Kamp malzemeleri nereden buldun? Nasıl rahat ettin yok ben rahat edemem kampta böcek yılan falan olur 🙂  Tuvalet ve duş meselesi nasıl çözülüyor? Ne yiyip içeceğim?

Gibi yorumlarınızı duyar gibiyim. Ben Amsterdam’da yaptım kamp, çok da güzel oldu, nasıl mı? Buyrun detaylı Camping Zeeburg yazıma.:)

Amsterdam’ı çok sevmemin en önemli sebebi, parkları! Net. 🙂 Şehirde görülecek tek parkın Vondelpark olduğunu sananlar size sözüm şimdi. 🙂 Amsterdam’da birbirinden farklı ve nefis manzaralı ama keyif verme dozu benzer yaklaşık 30 tane park var! Sıraladıklarımı kesin gezin, pişman olmayacaksınız. 🙂 Amsterdam park önerilerim ve park rotaları yazım için tıklayın.

Amsterdam’ın en sevdiğim meydanlarından biri. Burada yerel Hollanda müziği çalan geleneksel Hollanda kafelerine muhakkak uğrayın. Meydanın merkezinde, Rembrandt heykelinin yanında küçük ama hoş bir park var. Merkezden 4 veya 9 numaralı tramvay ile Rembrantplein meydanında inerek 10 dakikada ulaşabilirsiniz.

Amsterdam’ın her daim kalabalık meydanlarından biri. Nedense ben çok seviyorum bu kalabalık meydanı. Çünkü gerek yerel halk gerek turistler her daim burada! Cadde müzisyenleri mi, sokak sanatçıları mı, tramvay kornaları mı, etraftaki kafe ve barlardan yükselen kahkaha sesleri mi dersiniz… Sürekli bir hareketlilik var burada. 🙂 Merkezden 1, 2 veya 5 numaralı tramvay ile 7 durak gidip, 15 dakika sonra Leidseplein durağında ineceksiniz. Ben bu tramvay hattını ana kanallardan yürüyerek geçmeyi çok seviyorum.

Amsterdam’ın çok gelişmiş bir tramvay ağı var. Amsterdam küçük bir şehir, yürüyerek şehrin önemli noktalarını görme şansınız olmakla beraber dilediğiniz her yere sizi götürecek bir tramvay hattı var. Buyrun Amsterdam’ın tramvay ağını beraber keşfedelim.

Minyatür Amsterdam. 🙂 Tam bir Ortaçağ şehri. Bu şehrin meydanı yazın sokak sanatçıları ile dolu. Henüz çok da turistik olmayı becerememiş, becermesin de zaten. Haarlem’e gidip de şehre aşık olmadan dönen tanımadım daha. 🙂 Üstelik şehrin tamamını gezmek için sadece bir gün ayırmanız yeter. Nasıl mı, gelin Haarlem’i beraber keşfedelim. 🙂

Tarihi 17. yüzyıla uzanan, binaları ve yel değirmenleri ile ünlü minik bir şehir. Amsterdam’a yakın şehirler turunuzda muhakkak burayı rotanıza alın. Hem çok sevimli hem de merkezden ulaşım sadece 10 dakika. Gelin Zaandam’ı beraber keşfedelim. 🙂

Kuzey Hollanda kanalı üzerine kurulu şirin bir şehir daha. 🙂 Minyatür Amsterdam diyebiliriz buraya da. Diğer gezdiğim şehirlerine oranla en az turistik bölge Alkmaar. Peynirleri ile ünlü. Amsterdam’da yaşayanlar genelde hafta sonu pazar alışverişi yapmak için Alkmaar’a gidiyorlar. Görülesi mi evet görülesi bir şehir. 🙂 O zaman buyrun detaylı Alkmaar rehberime.

Dünyaca ünlü balmumu heykeli müzesinin Amsterdam şubesi. Tam da Dam meydanının göbeğinde! İçeride nelerin olduğunu ve bilet fiyatlarını merak edenler toplansın şuraya. 🙂

Anne Frank’in Hatıra Defteri adlı eseri daha önce okumuştum fakat evini ziyaret ettiğimde bu kitabın önemini daha önce tam olarak anlayamamış olduğumu hissettim. Anne Frank, Almanya’daki Yahudi soykırımının simge isimlerinden biri. Gencecik yaşına rağmen Hitler’den saklanması ve bu süre zarfında tuttuğu günlük dünya çapında çok önemli ama çok hüzünlü notlar içeriyor. Gelin Anne Frank’ın hikayesine beraber bakalım.

Total futbol ideolojisinin ve tiki-taka adı verilen oyun anlayışının saha içindeki filozofu Johan Cruyff’un adının verildiği Ajax takımının stadını gezmek ve havasını solumak hem bir spor spikeri hem de bir futbol sever olarak inanılmaz bir deneyim oldu benim için. Hollanda futbolu ve Ajax takımı her ne kadar Ajax’ın Ajax olduğu o efsane günlerini özletse de Amsterdam’a yolunuz düşerse müzesi kupalar ile dolu bu efsanenin evini gezmenizi tavsiye ederim. Nasıl mı? Buyrun detaylı Amsterdam Arena yazıma. 🙂

Museumplein’de Rijksmuseum’un arkasındaki I amsterdam işareti, şehrin sloganı. Amsterdam’a ilk kez ayak bastıysanız elbette koşa koşa gidip önünde, üstünde, kenarında fotoğraf çektirmeden dönmeyeceksiniz. 🙂 Fotoğraf kadrajınıza insan girmez ise şanslısınız vallahi, çünkü saat 07.00’de bile önü dolu olabiliyor. 🙂 Bu işaret tam da Museumplein’de! Rijkmuseeum’un hemen arkasında! 🙂 Detaylı Rijkmuseeum yazım için hemen tıklayın. 🙂

Dünyanın tek yüzen çiçek pasajı burası. Listenize almasanız da ister istemez önünden geçeceksiniz. İçinde benim ilgimi çeken hiçbir şey yok. 🙂 Ama içerisi rengarenk! Çiçeklere ve özellikle lale ve nergise, çeşitli tohumlara ve bahçe işlerine ilgili iseniz buradan çok değişik bitki tohumlarını evinize götirebilirsiniz. Karşısındaki hediyelik dükkanlarından asla magnet almayın, satıcılar hem ilgisiz hem de fiyatlar çok yüksek.

Öncelikle buranın üretim yapan bir bira fabrikası olmadığını söyleyeyim. Heineken, ülkenin en ünlü bira markası ve burası da çeşitli eğlenceli sunumların yapıldığı bir nevi internaktif bir müze. Bu müze, Amsterdam’da ilk yapılacaklar listesi arasında gösterilir genelde ama ben fazla pahalı ve ticari buluyorum. Giriş 18 eur. 2 adet Heineken bira ikramı da bu fiyata dahil. Karar sizin. 🙂

Amsterdam Noord son birkaç yıldır fazlaca gözde olmuş bir bölge. Fazla turistik olduğunu söyleyemem ama son yıllarda birçok Hollandalı, merkeze çok yakın olmamasına rağmen ucuz kiralar sebebi ile buraya taşınmış. Noord bölgesi ilginç bir yer! Çünkü bölgeye geldiğinizde bir bakıyorsunuz karşınıza geniş yeşil alanlar ve büyüleyici küçük köyler çıkıyor. Bir yandan da dış cephe geometrisi ile şehrin en modern mimarisi EYE film müzesi de bu bölgede. Yazın heyecan verici festivallerin bazıları da burada düzenleniyor. Bence bu trend bölgeyi muhakkak görün çünkü ulaşım da çok kolay, Amsterdam Merkez İstasyonun arkasından ücretsiz bir feribot sizi dakikalar içinde oraya götürecek. Bölge çok geniş, ne kadarını keşfedeceğiniz size kalmış. 🙂

Amsterdam’ın en ikonik binalarının yer aldığı bir bölge. Amsterdam’ın en güzel ve zengin mahallelerinden biri ayrıca. Vondelpark’tan da birçok çıkış var bu bölgeye. Birçok pahalı mağaza var bölgede. Alışverişe bütçe ayıranlar da bu bölgeyi not etsin. Ben genelde buradaki binaların muntazamlığı ve mimarisi ile ilgiliyim. 🙂 O kadar sessiz ve sakinki bu bölge, Leidseplein’den yürüyerek buraya gelmeyi ve elimde kahvemle binaları hayranlıkla izleyerek yürümeyi çok seviyorum. Bölgede fazla kafe veya restaurant bulunmadığından turistler tarafından çok tercih edilmiyor. Bu güzel bir şey. 🙂 Çünkü sokaklar bana kalıyor. Detaylı Zuid bölgesi yazım için hemen tıklayın. 🙂

Dungean: Amsterdam’ın tarihini eğlenceli ve korkunç bir şekilde 80 dakikaya sığdırdıkları bir şov. Ben burada çok korktum ama çok da eğlendim. 🙂

Stadeljik: Dünyanın en zengin çağdaş sanat koleksiyonlarından olduğu bir müze. Harika!

Bodyworlds: Bu müze benim daha önce gittiğim hiçbir müzeye benzemiyor. Müzede yer alan tüm vücutlar gerçek! 

Amsterdam’ın diğer müzeleri yazım için bence hemen tıklayın. 🙂

Amsterdam’da 160’dan fazla kanal var ve hepsini yan yana dizerseniz uzunlukları yaklaşık 100 kilometre ediyor! Bu kanallar da şehri 90 farklı adaya bölüyor. Ne ilginç değil mi? Çok farklı bir coğrafyası var şehrin. 1.700 tane de köprü var şehirde. Her gittiğimde hala fotoğraf çekildiğim köprüler. 🙂 O konuda doyuma ulaşamadım, çünkü her köprü ayrı bir kadraj, hayal edin. 🙂 Kanalları köprüler üzerinde yürüyerek gezmeye ne dersiniz? Yürüyerek kanal turu yazım için hemen tıklayın. 🙂

Tren tarifelerinde yazan isimler çok da önemli değil aslında. Nereye gittiğine bakmaksızın yaptığım tren yolculuklarını seviyorum, yaşattığı huzuru ve sakinlik hissi tarifsiz. Hele ki sevdiğiniz bir rota ise tadından yenmez. 🙂 Bazen sadece Amsterdaming yetmiyor bana. Amsterdam’ı ziyaretimde Almanya ve Belçika’ya geçmek, ya da tam tersi rotayı çizmek bana büyük keyif veriyor. Neden ve nasıl mı? Buyrun Amsterdam’a yakın ülkelere trenle seyahat yazıma. 🙂

Her pazar günü (Paskalyadan ekim sonuna kadar) şehrin tarihi eski tramvaylarından birine binebileceğinizi biliyor muydunuz? 🙂 Bu hat, Haarlemmermeerstation’daki tramvay müzesi deposundan başlıyor. Amsterdamse Bos, Amstelveen, Bovenkerk köyü ve Amsterdam’ın güneyini ziyaret ediyor. Yaklaşık 30 dakika süren bu yolculuğun gidiş dönüş ücreti 5 eur. Kesin deneyin! Ben bayıldım. 🙂

Genel Giderler

Konaklama

En merak ettiğiniz noktayı en baştan söyleyeyim. Amsterdam’da konaklama birçok Avrupa şehrine göre daha pahalı. Özellikle yaz dönemi fiyatlar daha da yükseliyor. Araştırmazsanız, paranızın karşılığını alamayacağınız otellere gecelik minimum yaklaşık 200 eur gibi çok yüksek fiyatlar ödemeniz olası. TL ‘ye vurduğumuzda ciddi paralar ediyor bunlar. 2-3 gece konakladığınızı düşünün bir de. Uçak bileti ve oradaki harcamalar, vize, pasaport ücreti derken; birçoğunuz seyahatten vazgeçiyor. Haklısınız da.

Peki Amsterdam’da ucuz konaklamanın yolu yok mu diyenler, tabi ki var. Nerede konaklamalıyım, hangi bölgeler pahalı, hangi bölgeler ucuz, ortalama konaklama ücretleri ne kadar, gibi aklınızda birçok soru var biliyorum, haydi cevaplarını öğrenmek için Amsterdam’da ucuz konaklama rehberim için tıkla!

Yeme içme

Amsterdam’da birçok dünya mutfağı seçeneği var. Özellikle mükemmel Steakhouse ve Rib yiyebileceğiniz Arjantin restoranları, lezzetli İtalyan ve Uzakdoğu restoranları mevcut. Ama evet Amsterdam’da buralarda yeme içme olayı pahalı. Kişi başı bir öğüne yaklaşık 70-80 eur gibi paralar ödemeniz olası. Oysa ki kişi başı günlük 25-30 eur‘a da doymanız mümkün. Zamanınız kısıtlı ise, benim gibi restoranlarda vakit kaybetmekten hoşlanmıyor iseniz ve ucuz alternatifler öner bize diyorsanız doğru yerdesiniz. Amsterdam’da ucuz yeme içme rehberim için tıkla!

Ulaşım

Amsterdam küçük bir şehir. Birçok yerine yürüyerek veya bisiklet ile ulaşım mümkün. Belki de Amsterdam’ı bu kadar çok sevmemin nedenlerinden biri de bu ulaşım meselesi. 🙂 Şirin ve düzenli bir tramvay ağı mevcut. Şehir içi trenler, tramvaylar ve otobüsler tek yön yolculuk için yaklaşık 3-5 eur. Havaalanından şehir merkezine taksi kullanırsanız yaklaşık 40-50 eur ödersiniz, oysa ki tren ile 5,20 eur‘a merkezdesiniz. Şehrin birçok bölgesine otobüs ile de ulaşım mümkün. Yakın şehirlere ve ülkelere ise trenle ile kolayca ulaşabiliyorsunuz. Amsterdam ulaşım rehberim için hemen tıkla!

Önerilen Günlük Bütçe

1
Toplam
1
Konaklama
1
Yeme İçme
1
Ulaşım

Hostel’de konakladığınızı, önerdiğim yeme içme önerilerimi uygulayıp, toplu taşıma ve tramvay kartı kullandığınızı varsayarak önerdiğim günlük bütçe konaklama dahil 90-100 eur. Bütçe tavsiyelerime uyarak bu rakamı aşağı çekebileceğiniz gibi, daha konforlu konaklama ve restoranda yeme içme gibi seçeneklerde günlük bütçenizin siz fark etmeden tavan yapabileceğini unutmayın.

Bütçe İçin Faydalı İpuçları

1. İlk gidişinizde I Amsterdam şehir kartı alın: Amsterdam kart ile otobüs, tramvay ve metrolar ücretsiz. Amsterdam’da birçok müzeye sıra beklemeden bu kart ile ücretsiz girebilirsiniz. Bu kart ile ücretsiz kanal gezisi yapabildiğiniz gibi Volendam ve Marken’e feribot ile ücretsiz ulaşabiliyorsunuz. 24 saatlik kart 49 euro, 48 saatlik kart 59 euro, 72 saatlik kart ise 69 euro. Turizm Danışma Ofisleri’nden, Museumplein’den, Merkez Tren İstasyonundan veya Schiphol Havaalanı’ndan bu kartı alabilirsiniz. Amsterdam’a ilk kez ayak basıyorsanız ulaşımı ve size önerdiğim birçok aktiviteyi ücretsiz yapma imkanı tanıdığından bence çok faydalı bir kart.

2. Schipol Havalimanından taksiye binmeyin: Havaalanından Amsterdam’a gidiş için boşuna taksiye onca para vermeyin. Havaalanından şehir merkezine taksi kullanırsanız yaklaşık 40-50 eur ödersiniz, oysa ki tren ile 5,20 eur’a merkezdesiniz. Havalimanının hemen içinde şehir merkezine giden trenler var. Bilet otomatlarından veya bilet ofisinden alabilirsiniz biletleri. Amsterdam ulaşım rehberim için hemen tıkla.

3. Camping Zeeburg’da kamp yapın: Amsterdam’da konaklama pahalı. Ucuz ve eğlenceli bir deneyim istiyorsanız kamp yapın. Camping Zeeburg’da konaklama yazım için tıkla.

4. Konakladığınız otelde yiyip içmeyin: Oteller zaten yeterince pahalı iken, bir de burada yeme içmeye para vermek anlamsız. Sizin için hazırladığım Amsterdam ucuz alternatif yeme içme rehberime tıkla.

5. Parklarda piknik yapın: Restoran’a tıkılmayın. Albert Heijn’den sandviçinizi kapın ve parklara gidip etrafın tadını çıkarın. Amsterdam’ın parkları yazım için tıkla.

6. Magnet ve hediyelik eşya meselesi: Dam meydanında veya çiçek pasajı civarındaki hediyelik eşya dükkanlarını tercih etmeyin. Fazlaca turistik ve pahalı. Çalışanlar da ilgisiz olabiliyor. Leidsplein civarındaki büfelerde aynı hediyelikleri 2-3 eur daha ucuza bulabilirsiniz. Şimdi muhteşem bir ipucu geliyor, ben Leidsplein, Korte Leidsedwarsstraat caddesinin sonundaki büfeden birçok hediyeliği bayağı ucuza alıyorum. Tavsiye ederim. 🙂

7. Kanalları ve etrafı yürüyerek gezin: Tekne turuna ayıracak bütçeniz veya zamanınız yok ise kanalları ve şehri yürüyerek keşfedin. Şehreher gittiğimde mutlaka yaptığım ve hala inanılmaz keyif aldığım Amsterdam yürüyerek kanal turu yazım için tıkla. Aman bisikletlere dikkat! 🙂

8. Yanınızda bozuk para bulundurun: Amsterdam’da yürürken tuvalet ihtiyacı duyduğunuzda kullanabileceğiniz ücretsiz portatif tuvaletler özellikle yaz döneminde etrafta çok fazla var. Ama buraları kullanmak istemez iseniz, Starbucks ve Mc Donalds’ların tuvaletlerini 0,5-1 eur karşılığında kullanabilirsiniz. Muhteşem bir ipucu  daha geliyor şimdi. 🙂  Dam Meydanı civarındaki bar’lara dalıp tuvaletlerini ücretsiz kullandığım çok oldu, kimse bir şey sormuyor. 🙂

Paylaş

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on email
Email

Son vLoglar

5/5

2 Yorum

  1. şu ana kadar okuduğum en kapsamlı amsterdam yazısı olmuş elinize sağlık. her aktivite için ayrı bir blog yazmışsınız. insan gitmeden ne kadar gezebileceğini ne yapacağını hepsini planlayabiliyor. tebrikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir